Serinin Ekim 2015’te çıkan devam oyunu Assassin’s Creed Syndicate,bizi bu sefer Viktorya döneminin Londra’sına götürüyor. Sanayi Devrimi’inin tüm İngiltere’yi sardığı,çetelerin ve doyumsuz kapitalist patronların işgali altındaki Londra suikastçiler tarafından kurtarılmayı bekliyor.

Serinin diğer oyunlarına göre Assassin’s Creed Syndicate’de bizi bekleyen en büyük yenilik 2 karakteri birden yönetebiliyor olmamız. Jacob ve Evie Frye kardeşler birlikte başrolü üstleniyorlar. Bazı senaryo görevlerini sadece Jacob’la;bazılarını ise sadece Evie ile yapıyoruz. Fakat final bölümünü her iki kardeşi aynı anda yöneterek geçiyoruz. Yan görevleri ise istediğimiz kardeşle yapabiliyoruz.

Kardeşlerin skill ağaçları ve ekipmanları ayrı. Fakat XP’yi ve parayı her iki kardeşte de kullanabiliyoruz. Anlayacağınız bu çift karakter yönetimi hiçbir karışıklığa sebep olmadığı gibi aksine çok daha güzel bir oyun deneyimi sunuyor. Ayrıca kardeşlerin arasındaki diyalogların da çok güzel olduğunu da belirtelim.

Biz üretelim biz kullanalım?

Oyundaki en önemli uğraşlarımızdan birisi kesinlikle crafting olacaktır. Kıyafet,silah,eldiven ve kendi tabancalarımızı kendimiz üretiyoruz.Üretim için gerekli parçaları lootladığımız sandıklardan ve yaptığımız yan görevlerden elde ediyoruz.Oyundaki dükkanlardan sadece sis bombası,mermi,fırlatma bıçağı gibi ekipmanları edinebiliyoruz. Bu da seriye yapılan bir büyük değişiklik daha.

Ekipmanlardan bahsetmişken, hatırlarsanız Revelations’ta eldivenimizin altında bir adet tırmanma pençesi vardı ve oyunda işimizi bayağı bir kolaylaştırıyordu. Syndicate’de bu ekipmanın çok daha gelişmiş bir hali olan “grappling hook” mevcut.Çok daha uzak mesafelere bu aletle ulaşabiliyoruz. Böylece bitmek bilmeyen tırmanma ve atlama işimiz hızlı bir hal alıyor. Londra’da örümcek adam olmanız mümkün.

Çete Savaşları!

Oyunda çete savaşları çok önemli bir yere sahip. Şehire tam anlamıyla kök salmış olan tapınakçılar belli bölgeleri elinde tutuyor.Buraları ele geçirdikçe bizim çetemiz de genişliyor. Çete elemanları şehirde devriye dolaşmaya ve köşebaşlarında yardıma çağırmamız için bizi beklemeye başlıyorlar. Fakat işin güzel tarafı,kuru bir bölge ele geçirme savaşından çok daha fazlasını sunuyor bize Syndicate.

Bölge ele geçirme görevleri yan görevlerimizi oluşturuyor. Fabrikalara girip çocuk işçileri özgürlüğüne kavuşturuyor ve patronları etkisiz hale getiriyoruz. Bölgeyi ele geçirmek için çete liderlerini ve elemanlarını öldürüyoruz. Şahsen en beğendiğim görevlerden biri ise adam kaçırma. Londra polisinin peşinde olduğu elebaşlarını kaçırıp bir at arabasına bindiriyoruz ve polise teslim ediyoruz. Bu seride ilk defa gördüğümüz bir görev türü ve kesinlikle keyifli.görev türü ve kesinlikle keyifli olduğunu söyleyebilirim.

Çete savaşlarıyla ilgili en önemli mesele ise tıpkı ekipmanlarımızı yükseltebildiğimiz gibi çetemizi de yönettiğimiz ve donattığımız bir “gang upgrades” kısmı olması. Yine aynı şekilde lootladığımız kaynakları ve parayı çetemizi donatmak için kullanabiliyoruz. Adamlarımızın levelini artırabilir,daha güçlü silahlar alabilir,onlara at arabaları verip şehirde devriye dolaştırabiliriz. Bar oyunları düzenleyip kendimize gelir kaynağı yaratabiliriz. Bu da yine Assassin’s Creed Syndicate’in getirdiği güzel yeniliklerden bir tanesi. Fakat oyunda çete yükseltmelerine çok gerek duymadan görevleri rahatlıkla yapabiliyor olmamız bu özelliğin çoğu oyuncu tarafından gözardı edilmesine sebep oluyor.Bu noktada oyun bizi daha da zorlamalıydı diye düşünüyorum.

At arabası derken?

Evet uzun bir süre sonra bir Assassin’s Creed oyununda at sürüyoruz. Sürüş dinamiklerinin çok iyi olduğunu söyleyemem fakat şehirde sebep olacağınız kaosun zevki krizi fırsata çevirmek gibi. At arabaları oyunda çok önemli bir role sahip. Birçok görevde kullanıyoruz.Araç çeşitliliği ise yeterince bol.

Meşhur simalar da buradaymış!

Assassin’s Creed serisi tarihten bildiğimiz meşhur yüzleri karşımıza çıkarmasıyla bilinir. Assassin’s Creed Syndicate’de de bu şahsiyetler çok güzel işlenmiş durumda. Verdikleri görevlerin yaptığı göndermeler çok iyi düşünülmüş.Bazı politik karakterlerden ziyade en çok tanınan isimlerden Graham Bell,Charles Dickens ve Charles Darwin oyunda aktif bir şekilde yer alıyor. Dilerseniz Jack The Ripper DLC’si ile bunu çeşitlendirebiliyorsunuz elbette.

Genel kriterlere bir göz atalım

Oyunun seriye getirdiği yeniliklerden bahsetmeye çalıştım. Fakat senaryo,grafikler,oynanış ve optimizasyon gibi genel kriterlerimizi değerlendirmenin zamanı geldi.

Öncelikle senaryodan bahsetmem gerekirse,başlarda çok sevdiğim ve tam bir Assassin’s Creed oyununa yakışır romantizmde,güzel bir senaryo izlenimi vermişti bana oyun. Sonraları nedense çok hızlı ve yavan bir ilerleme söz konusuydu. Senaryonun sadece bul-öldür görevlerine indirgenmesi biraz can sıkıcı. Tapınakçılar tarafında biraz yavan bir ekip var.Güçlü ve akılda kalıcı kötü karakterler oluşturmakta sanki biraz zayıf kalmış oyun(Cesare’den sonrası hep böyleydi gerçi).Baş tapınakçımız Crawford Starrick klasik bir psikopat ruh haline sahip.Tasarım olarak başarılı bulsam da çok derin bir karakter olduğunu söyleyemem. Tapınakçı ağacının altında kalan isimlerse ne yazık ki daha da zayıf kalmış.Kısacası senaryo güzel başlayıp devamı iyi getirelemeyen bir hal almış gibi duruyor.

Oynanışa gelirsek bu konudaki yorumlarım daha olumlu.Akıcı bir parkur olduğunu söyleyebilirim. Fakat en önemli kısım bence suikastlerde bize birden fazla yol sunulması.Şöyle ki,mesela bir sarayı basıp suikast düzenleyeceğiz. Oyun bize bazı kritik noktaları gösteriyor ki görev ruhsuz bir şekilde ilerlemesin. Örneğin gidip görevliden anahtarları çalabiliyoruz,bu bize yeni bir kapı açıyor.Askerleri kendi tarafımıza çekip güvenliği düşürebiliyoruz. Benim en sevdiklerimden biri ise bir doktora düzenleyeceğimiz suikastte kadavra rolüne girip otopside suikast yapmaktı.Böyle detaylar ve yeni yollar ana görevleri çok daha zevkli bir oynanış şekline getirmiş.

Grafikler ve optimizasyon noktasında Ubisoft,Unity’den ağzı yandıktan sonra Syndicate’de çok daha tedbirli davranmış ve sonuç olarak meyvelerini toplamış.Grafikler Unity kadar canlı ve renkli değil fakat optimizasyon daha iyi. Şehir tasarımı gayet başarılı.

Oyunun müzikleri konusunda biraz hayalkırıklığına uğradığımı söylemeliyim. Black Flag’den beri seride güzel müzikler duyamıyoruz. Assassin’s Creed Syndicate de malesef bu çizgiyi bozamamış durumda.

Genel anlamda her şeyden bahsetmeye çalıştım. Senaryo ve harici küçük detaylar hakkında oyunun sürprizini kaçırmamaları için çok detaya inmedim.Keyifli oyunlar!

 

Genel Özellikler :

  • Tür: Suikastçı,Açık Dünya,Gizlilik,Parkur,Aksiyon
  • Geliştirici: Ubisoft
  • Yayıncı: Ubisoft
  • Çıkış Tarihi: 19 Kasım 2015

Oyunun Resmi Websitesi : https://www.ubisoft.com/en-gb/game/assassins-creed-syndicate

Diğer oyun incelemelerimize göz atmayı unutmayın : https://playofgame.com/kategori/inceleme/

Paylaş.

Yazar Hakkında

İstanbul Teknik Üniversitesi,Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği öğrencisi.Strateji ve FPS sever.Fizik ve felsefe hastası.Buralarda editör.

Yorum Bırakın